Sürrealizm denilince akla gelen ilk isimlerden olan Salvador Dali hakkında 15 sansasyonel gerçeği sizler için derledik.
11 Mayıs 1904’te İspanya’da dünyaya gözlerini açan ünlü ressam Salvador Dali hakkında bilinenler kadar bilinmeyenler de bulunuyor. Sürrealist ressamın çarpıcı gerçeklerle dolu yaşamını anlatacağız sizlere. Kendini “Dünyada iki büyük ressam vardır, biri Pablo, diğeri de benim, ancak ben daha büyüğüm.” diye tanımlayan İspanyol ressamın tuhaf yaşam tarzı ve çarpıcı eserleriyle sizleri baş başa bırakıyoruz. Dali hakkında 15 sansasyonel gerçek neymiş, hadi birlikte bakalım…
Salvador Dali hakkındaki en sansasyonel gerçek, ünlü ressam doğmadan önce annesinin, Salvador Dali isimli başka bir çocuğu doğurmuş olmasıdır. İlk doğan Salvador Dali ölür ve dokuz ay sonra ikinci Salvador doğar. İlk Salvador’a çok benzediği ve tam dokuz ay sonra doğduğu için, ailesi aslında oğlunun yeniden doğduğuna inanır. Bu nedenle de ona da Salvador Dali ismini verirler. İspanyol ressam henüz beş yaşındayken ise ailesi onu ilk Salvador’un mezarına götürür ve kendisinin ölen kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inandıklarını paylaşırlar. Dali de bunun doğru olduğuna şüphesiz bir şekilde inanır.
Ailesinin dikkatini çekmek için yaptığı histeri krizleri alışılagelmiş şeylerdi. Dali’nin babası inanılmaz derecede katı bir adamdı ve Dali’yi son derece disiplinli yetiştirdi. Annesi Felipa’nın farklı düşünceleri vardı ve Dali’ye babasının davrandığının tam zıttı şekilde yaklaşıyordu. Annesi, Dali’yi sanatsal dünyayı keşfetmeye teşvik etti. Babasının katı kurallarını, annesinin yoğun şefkati ile dengelemeye çalışırken Dali oldukça tuhaf ve zor bir çocukluk geçirdi.
Dali 12 yaşına geldiğinde, ailesi onun yeteneğinin ve sanatçı ruhunun farkına varmış ve onu bir resim okuluna göndermişti. Dali ise çalışmak yerine tuhaf davranışlarına devam etti. Okulun ilk yılında babası, Dali’nin çizimlerini sergilemek için evlerinde özel bir sergi organize etti. 15 yaşında Dali çalışmalarını ilk kez Figueres’ deki Belediye Tiyatrosu’nda sergiledi.
1922’de Dali, Real Academia de Bellas Artes de San Fernando’da resim eğitimi almak için Figueres’ten Madrid’e taşındı. Salvador Dali o zamanlarda, kendini ifade etmekte zorlanmıyordu. Hatta bu konuda sınırsız bir güce sahip olduğuna inanıyordu.Uzun saçları vardı. Giyim tarzı ise oldukça farklıydı. 19. yüzyıl İngilteresinin aristokratlarına benzer şekilde giyiniyordu. Bu nedenle Dandy olarak anılırdı.
Dali okulunun en baş belası öğrencisi olarak tanınıyordu. 1923’te bir öğrenci protestosuna liderlik etmekle suçlandı ve sonucunda okuldan atıldı. Okula dönmesine ve akademik yılı tekrar etmesine izin verildi. Fakat son sınavından hemen önce tekrar okuldan atıldı, bu sefer durum ciddiydi. Tekrar okula dönmesi mümkün olmadı.
Dali ve babası hiçbir zaman iyi anlaşamadı. İkisi arasındaki gerçek kırılma noktası ise; annesinin ölümünün ardından oldu.
Dali, yıllar sonra annesinin ölümüyle ilgili şöyle yazdı: “Hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım. Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum.” Babası ise kısa süre sonra baldızıyla evlendi.
Dali’nin belki de en çok ses getiren eseri, 1931 yılında yaptığı ‘Belleğin Azmi’ dir. Bu resim sadece Dali’nin en tanınmış eseri değil aynı zamanda yaratılmış en önemli sürrealist sanat eserlerinden biri olarak da bilinir. Bu tablonun Dali’nin müthiş düşünce ve düş dünyasını özetler nitelikte olduğunu söyleyebiliriz. Dali’nin ünlü eserini kimileri; katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak; kimileri ise akıp giden zamanı gösterdiği şeklinde yorumlar. Salvador Dali, bu resmin ilham kaynağının, sıcak ağustos güneşi altında eriyen bir peynir olduğunu belirtmiştir. ‘Belleğin Azmi’, 1934 yılından bu yana New York’taki Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergileniyor.
Dali’nin en ünlü sanat eserleri sürrealist eserlerdir. Ünlü İspanyol ressamın sürrealizm sayesinde ün kazandığı söylenebilir fakat Dali 1930’larda sürrealist hareketten çıkarıldı. Bu durum faşizme karşı kararsız tavırlarından kaynaklanıyordu. Marksist olan sürrealistler, Salvador Dali’ye arkalarını döndüler. Hatta grubun lideri, Dali’nin adını kullanarak iğneleyici bir tanım oluşturdu: Dolar Düşkünü. Salvador Dali ise yanıt vermekte gecikmedi: “Sürrealizm benim” diyerek tartışmayı ateşledi ve bu çekişme, Salvador Dali ölene kadar devam etti.
Dali gelecekteki eşi Elena ile tanıştığında 25 yaşındaydı. Gala adıyla bilinen Elena Dali’den 15 yaş büyüktü. Ayrıca Dali’nin yakın arkadaşı Paul ile evliydi. Paul ve Gala birkaç yıl sonra boşandı. 5 yıl sonra Dali ve Gala Paris’te evlendiler. Bu evlilik açık bir evlilikti ve başkalarıyla görüşmeye devam ettiler. Dali’nin ailesi bu evliliğe olumsuz baksa da sonuç olarak değişen bir durum olmadı. Gala, Dali’nin karısı ve hayatının aşkı olarak kaldı.
Söylediğimiz gibi Dali sansasyonel bir ressamdı. Her hareketi ilgi uyandırıyordu. Evcil bir karıncayiyen sahiplenen Salvador Dali, onu her yere yanında götürüyordu. Restoranlara giderken veya lüks okyanus gemisi SS France ile seyahat ederken karıncayiyen tasmasıyla ona eşlik ediyordu. Dali’nin evcil hayvanının adı ‘Babou’ydu.
Dali, meslektaşlarının ona Avida Doları adını vereceği noktaya kadar para kazanmak için her yere gidecekti. Bu isim ‘dolar için hevesli’ anlamına geliyordu. Teklif edilen her işi para kazanmak için kabul eden Dali, popüler bir lolipop şirketi olan Chupa Chup’un logosunu tasarladı.
Dali’nin restoran faturalarını ödemek için zekice bir yöntemi vardı. Sanat camiasından arkadaşlarını sıklıkla yemeğe çağırırdı. Sıra hesap ödemeye geldiğinde ünlü ressam, çek defterini çıkarır ve hesabın tamamını ödemek için gerekli miktarı yazıyor gibi yapardı. Oysa Dali, çekin arkasına o esnada bir karikatür veya desen çizerdi. Arkasına resim çizilmiş bu çekler bozdurulmazdı fakat, Dali imzalı desenlerin olması çeki maddi açıdan çok daha değerli kılardı.
Walt Disney için 1946’da Destino adlı bir filmde çalıştı. Dali’nin muazzam sanat eserleri Disney’in karakterleri ile birleşti. Film uzun sürdü ve mali sorunlar nedeniyle proje rafa kalktı. Film, nihayet 2003 yılında Walt Disney’in yeğeni Roy E. Disney tarafından tamamlandı. Bu film 2003 yılında ‘en iyi kısa animasyon filmi‘ dalında Oscar kazandı.
Salvador Dali karısı Gala için İspanya’da bir kale satın aldı. Fakat Gala bu hediyeyi tuhaf bir koşulla kabul etti. Dali, ne zaman onu ziyaret etmek istese Gala’dan yazılı izin alacaktı.
Dali’nin yaşadığı kasabanın belediye başkanı ondan bir ricada bulundu. Sanat eserlerinden birini kasabanın müzesine bağışlamasını istedi. Ancak sonunda istediğinden daha fazlasını aldı. Dali, ilk sergisini düzenlediği belediye tiyatrosunu kendisine ve eserlerine adanmış bir müze olarak yeniden inşa etti. Üstelik Dali hayatının son birkaç yılında bu müzede yaşadı ve 1989’da yine burada yaşama veda etti. Dali’nin sanat anlayışına ve tuhaf yaşamına hayran olsanız da olmasanız da ünlü ressamın bugün dünya üzerinde büyük bir etkisi olduğu konusunda hemfikir olabiliriz. O insanların ne düşündüğünü önemsemeden sanatını yaptı ve dünyada kendi yolunu açtı. Dali hala genç sanatçılar için çarpıcı bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Kaynak: